Kendim olmak, seni sevmek
Tartışmayı büyüten şey söylediğimiz cümleler değil, o cümleyi söylerken karşımızdakini nasıl gördüğümüz. Bakış açısı değiştiğinde cümle de değişiyor — tersi pek olmuyor. Bu atölye önce bakışı çalışıyor.
Yeni dönem açıldığında ilk siz haberdar olun.
Bunlar tanıdık geldi mi?
Aşağıdakiler karakter özelliği değil. Hepsi öğrenilmiş iletişim alışkanlıkları — ve alışkanlıklar değişir.
Aynı tartışmayı tekrar tekrar yaşayanlar
Konu değişiyor ama tartışmanın seyri hep aynı. Kim haklı olduğu değil, döngünün kendisi yoruyor.
Anlatamadığını hissedenler
Söylediğiniz şey ile karşınızdakinin duyduğu şey bir türlü aynı olmuyor.
Sınır koymakta zorlananlar
“Hayır” demek suçluluk yaratıyor, “evet” demek küskünlük. İkisi arasında bir yer arıyorsunuz.
Aile ilişkilerini onarmak isteyenler
Ebeveyn, kardeş ya da yetişkin çocuk ilişkisinde yıllardır aynı yere takılıyorsunuz.
Bakışı değiştiren dört adım
Marshall Rosenberg'in Şiddetsiz İletişim adımları. Bunları bir konuşma tekniği olarak değil, bakış açısını yerinden oynatan bir araç olarak kullanıyoruz: her adım, olayı bir kez daha ve başka türlü görmenizi istiyor. Basit görünür; zor olan, tartışmanın ortasında hatırlamaktır.
Gözlem
Ne oldu? Yorumsuz, kameranın kaydettiği kadarıyla.
Duygu
Bu olduğunda içimde ne var? Düşünce değil, duygu.
İhtiyaç
Bu duygunun altında hangi ihtiyacım karşılanmamış?
Rica
Şimdi somut olarak ne istiyorum? Hayır denebilecek bir rica.
Dört hafta
Neden anlaşamıyoruz?
Çatışmanın nereden doğduğuna bakıyoruz. Bir dilde konuşup başka bir dilde duyulmanın nasıl olduğunu ve tanıdık kalıpları tanımayı çalışıyoruz.
Dört adım: gözlem, duygu, ihtiyaç, rica
Şiddetsiz İletişim'in omurgası. Yorum ile gözlemi ayırmak, duyguyu adlandırmak, altındaki ihtiyacı görmek ve talep değil rica kurmak.
Empatiyle dinlemek
Cevap hazırlamadan dinlemek. Karşınızdaki kişinin sözlerinin altındaki ihtiyacı duymak — ve kendinize de aynı dinlemeyi verebilmek.
Zor durumlar ve pratik
Öfkeliyken, incinmişken ya da karşınızdaki kapanmışken ne yapılır. Rol çalışmalarıyla pratik, sonra kapanış.
Neden bakış açısı?
Carol Dweck'in yıllara yayılan araştırması şunu gösteriyor: insanların yeteneği hakkında taşıdığımız inanç, o yeteneğin gelişip gelişmeyeceğini belirliyor. Aynısı ilişkiler için de geçerli.
Sabit bakış ilişkiye bir teşhis koyar: “O böyle biri”, “biz uyuşmuyoruz”, “bu iş yürümez”. Teşhis konduğu anda yapacak bir şey kalmaz — çünkü sabit bakışta çaba, uyumsuzluğun kanıtıdır.
Büyüme bakışı aynı anı bilgi olarak okur: “Burada ne oldu? Ne ihtiyaç karşılanmadı? Bir dahakine neyi başka türlü denerim?” Aynı tartışma, iki farklı gelecek.
Bilişsel terapinin kurucusu Aaron Beck, ilişkiler üzerine yazdığı çalışmada aynı yere varıyor: yanlış anlama pasif bir kaza değil, birinin diğerine dair yavaşça çarpık bir resim kurduğu aktif bir süreç. O resim bir kez kurulunca, kişinin her davranışı resmi doğrulayacak şekilde okunmaya başlıyor.
Beck'in bulgusu şu: çiftler bu çarpıklığı erken yakalayabilirse fırtına hiç kopmuyor. Ve bunu yapmak için iki kişi gerekmiyor — bir tarafın bakışı değiştiğinde diğerinin davranışı da değişiyor.
Atölye boyunca çalıştığımız şey bu: resmi fark etmek, askıya almak, yeniden bakmak. Şiddetsiz İletişim adımları da tam burada devreye giriyor — her adım, hükmü bırakıp yerine bir soru koymanızı istiyor.
Rosenberg atölyelerinde şunu söylerdi: “Size Şiddetsiz İletişim öğretmeye gelmedim. Sizin zaten bildiğiniz bir şeyi hatırlatmaya geldim.”
Atölyenin çalışma biçimi de böyle: anlatmaktan çok hissettirmeye, teoriden çok denemeye ayrılmış zaman.
Yeni dönemden haberdar olun
Atölyeler dönem dönem açılıyor. E-postanızı bırakın, tarih belli olur olmaz size yazalım. Katılmaya sonra karar verirsiniz — haber almak taahhüt değil.
Bekleme listesine katılın