Sabitlenmiş düşünce tarzının, kişisel özelliklerinizin sabitlenmiş olduğuna inanmak anlamına geldiğini birçok kez yazdım ve ilişkilerde başka iki şey daha resme katılır; eşiniz/sevgiliniz ve ilişkinizin kendisi. Şimdi üç farklı şey için sabitlenmiş bir düşünceye sahip olma ihtimaliniz var.
Özelliklerinizin sabit olduğuna inanabilirsiniz, eşinizin özelliklerinin sabit olduğuna inanabilirsiniz ve ilişkinin özelliklerinin sabit olduğuna, ilişkilerin doğuştan iyi ya da kötü olduğuna, ilişkinin yürüyeceğine ya da yürümeyeceğine de inanabilirsiniz.
Gelişme düşüncesine göre bunların hepsi geliştirilebilirdir. Siz, eşiniz/sevgiliniz ve ilişkiniz gelişme ve değişme gösterebilir.
Sabitlenmiş düşünce tarzında ideal olan, mükemmel ve sürekli uyumdur. Olması gerektiği gibidir. Gün batımına koşmak gibidir. "Bundan sonra mutlu mesut yaşadılar" gibidir.
Birçok insan ilişkilerinin özel olduğunu hissetmek istiyor, bir tesadüf sonucu olduğunu düşünmek istemiyor. Bu makbul görünüyor peki, öyleyse sabitlenmiş düşünceyle yaşanan sorun nedir?
İki sorun var:
1.) Eğer uğruna çalışmak zorundaysanız, olmaması gerekiyordur. Bir sorun, sabitlenmiş düşünce tarzına sahip insanların iyi olan her şeyin otomatik olarak gerçekleşmesini beklemeleridir. Eşlerin birbirlerine yardım etmek için çalışacak olmaları ve sorunlarını çözmeleri ya da beceriler kazanmaları değildir.
Bunun aşkları sayesinde sihirli bir biçimde olacak olmasıdır
Bunun aşkları sayesinde sihirli bir biçimde olacak olmasıdır. Sindirella'ya oldu gibi bir prens gelecek ve onları aniden dönüştürecektir.
Diyelim ki bir kadın/erkek ile karşılaştınız. Etkileyici tavırları ve sıra dışı bakış larından etkilendiniz. Onunla çıkmaya devam ettikçe duygu yoğunluğunuz arttı. Birbirlerinizi içten anlıyor gibiydiniz. Aynı şeylerden hoşlanıyordunuz: yemek, insanlan incelemek, seyahat etmek... İkinizde de, “Bunca yıldır sen nerdeydin?” diye düşündünüz.
Buna rağmen zaman geçtikçe erkek huysuzlaştı. Aslında bu onun her zamanki haliydi. Sadece ilk anda kendisini göstermemişti. Huysuz olduğu zamanlarda yalnız kalmak isterdi.
Kadın onu rahatsız eden şey hakkında konuşmak istedi ama bu erkeğin sinirini bozdu. "Beni sadece yalnız bırak" diye daha güçlü şekilde ısrar ederdi. Kadın ise engellenmiş gibi hissederdi. Ayrıca huysuzlukları uygun olmayan zamanlarda da ortaya çıkardı. Çift bazen dışarı çıkmayı önceden kararlaştırırdı. Bazen özel bir yemek planlarlardı.
Erkek ya bunları yapmak istemezdi ya da kadın onun tüm gece süren sessizliğine dayanmak zorunda kalırdı.
Gündelik konuşmalardan konuşmaya çalıştığında, Erkek hayal kırıklığına uğrardı: "Beni anlamış olduğunu sanıyordum." Arkadaşları birbirlerine ne kadar değer verdiklerini görerek, onları bu sorunu çözmeye zorladılar ama ikisi de büyük bir kederle aynı düşüncedeydiler.
Eğer ilişkileri doğru ilişki olsaydı
Eğer ilişkileri doğru ilişki olsaydı, birbirlerinin ihtiyaçlarını anlayabiliyor olurlardı. Gittikçe birbirlerinden uzaklaştılar ve sonunda ayrıldılar.
Gelişme düşüncesi tarzı içinde başlangıçta heyecan verici tutuşmalar hala olabilir ama bu düşüncedeki insanlar sihirli bir değneğin kendilerine ve ilişkilerine dokunmasını beklemezler. Bitmeyen, başarılı bir ilişkinin çabalamadan ve kaçınılmaz farklar üzerinde çalışmaktan geldiğini bilirler.
Ama sabitlenmiş düşünce tarzına sahip olanlar bunu anlamazlar. Sabitlenmiş düşünce nasıldır hatırlayın; yeteneğiniz varsa çok çalışman gerekmez! Bu aynı düşüncenin ilişkilere uyarlanmış hâlidir: Uyumluysanız, her şey kendiliğinden gelişir.
Bekar olan her ilişki uzmanı bu fikre karşı çıkar. Ünlü evlilik uzmanı Aaron Beck, bir ilişki için en yıkıcı inancın "Üzerinde çalışmamız gereken bir şeyler varsa, ilişkimizde yanlış giden bir şeyler vardır" demek olduğunu söylüyor.
Önde gelen ilişki araştırmacılarından John Gottman şöyle der. "Her evlilik onu yolunda tutmak için bir çaba gerektirir; sizi birlikte tutan kuvvetlerde sürekli bir gerilim vardır ve bu gerilim ayrılmanıza neden olabilir."
Kişisel başarıda olduğu gibi bu inanç başarının çabalamaya ihtiyaç duymadığı inancı ilişkilerinin gelişmesi için ihtiyaç duydukları temel şeyden insanları yoksun bırakır. Bu kadar çok ilişkinin bozulmasının nedeni de muhtemelen budur çünkü insanlar aşık olmanın hiçbir bedeli olmadığına inanıyorlar.
Carol Dweck “İlişkilerin bozulmasına hatta sonlanmasına neden olan şey; sabit düşünce tarzına sahip kişilerin, aşkın hiçbir çaba gerektirmediğine inanıyor olmasıdır.” der.
İkinci sorun ise, onu da yarın yazacağım. :) Takipte kalın.
Sevgiyle.
#mindset #aşktamindset #sabit düşünce #gelişimdüşüncesi
Kaynak: Carol Dweck-Mindset
Yeni Yazılardan Haberdar Olun
Mindset ve kişisel gelişim üzerine haftalık içerikler
Bu yazıyı paylaşın
Bir Gelişim Zihniyeti Hikayesi Leonardo Da Vinci
Aşkta Düşünce Tarzı 1

Yasemin Karakaya
Mindset ve ilişki koçu, kişisel gelişim uzmanı ve "Mindset Her Şeydir" kitabının yazarı. Girişimciler ve profesyoneller için dönüşüm koçluğu sunuyor.
Hakkımda

