Dünyada olup bitenlere baktığımızda çoğumuz aynı soruya takılıyoruz: “Bu kadar sorun varken ben ne yapabilirim?”
İklim krizi, toplumsal kutuplaşma, yoksulluk, adaletsizlik, tükenmişlik… Sorunların ölçeği o kadar büyük ki, bireysel çabanın anlamsız olduğu hissi hızla yayılıyor.
Ama belki de asıl yanılgı tam burada başlıyor. İnsanlık olarak büyük bir bütünlük kaybı yaşıyoruz. Ve bu kayıp, bireysel hayatta yaşanan bütünlük kaybıyla aynı mekanizmaya sahip.
Nasıl ki bir insan kendi gerçeğinden uzaklaştığında; yorgunluk, huzursuzluk, anlamsızlık, tükenmişlik yaşıyorsa toplumlar da aynı belirtileri gösteriyor.
Bu bir metafor değil. Bu yapısal bir gerçeklik. Doğa fraktallarla çalışır. Yani küçük ölçekte olan, büyük ölçekte de tekrar eder.
Bir insanın kendiyle kurduğu ilişki; bir ekibin, bir kurumun, bir toplumun davranış biçimini doğrudan etkiler.
Bu yüzden: bireysel bütünlük kişisel bir lüks değil, kolektif iyileşmenin çekirdeğidir.
Bütünlük yoluna giren insanların yaşadığı ilk şey çoğu zaman huzur değildir. Aksine: dikkat çekmeye başlamak, sosyal baskı, “fazla hassas”, “fazla idealist” etiketleri, geri çağırma girişimleri…
Çünkü bütünlük, sistemi rahatsız eder. Sessizce çalışır ama görünür sonuçlar üretir. Ve görünürlük, sorumluluk getirir.
Radikal bir şey söyleyeyim: Dünyada en çok rahatsız olduğun şey, büyük ihtimalle kendinle kurduğun ilişkide de bir yerlerde var.
- Doğanın kirletilmesine üzülüyorsan ama kendi bedenini ihmal ediyorsan,
- İnsanların birbirini aşağılamasına öfkeleniyorsan ama kendinle sert konuşuyorsan,
- Hayvanlara yapılan zulme karşıysan ama kendini sürekli zorlayıp dinlenmeyi reddediyorsan aynı örüntü, farklı ölçekte çalışıyordur. Bu fark edildiği anda, değişim başlar.
Bütünlük; bir gecede “her şeyi düzeltmek” değildir. Bir derece daha dürüst olmak, bir derece daha net sınır koymak, bir derece daha kendin olmaya izin vermek. Bu küçük dönüşler, zamanla yön değiştirir. Ve yön değiştiğinde, sistem de değişir.
Kültürü terk edip kendi hakikatini arayan insanlar; toplumları dönüştürdü, düşünce sistemlerini değiştirdi, yüzyıllar boyunca yankılanan izler bıraktı. Bunu “dünyayı kurtarmak” için yapmadılar. Kendi acılarını azaltmak için yaptılar. Yan etki olarak dünya değişti.
Belki de soru şu değil: “Dünyayı nasıl kurtarırız?”
Asıl soru şu: “Ben nerede bütünlükten sapıyorum ve bunu düzeltmeye cesaretim var mı?”
Çünkü: berrak bir zihin bulaşıcıdır, şefkat çoğalarak yayılır, hakikat sessiz ama kalıcıdır. Ve yeterince insan bu yola girdiğinde, tarih “kırılma noktası” dediğimiz şeyi yaşar.
Bütünlük yolunu izlemek; erdem gösterisi değildir, ahlaki üstünlük arayışı değildir. Bu, hayatta kalma stratejisidir. Belki de insanlığın elinde kalan en işlevsel strateji.
#MindsetHerSeydir
Kaynak:Martha Beck’in "The Way of Integrity" kitabindan ilhamla
Yeni Yazılardan Haberdar Olun
Mindset ve kişisel gelişim üzerine haftalık içerikler
Bu yazıyı paylaşın
Çocuklar En Dürüst Şeyi Söyler — Yeter ki Dinlemeye Cesaret Edelim.
Büyük Çözülüş: Liderlik, Bilinç ve Dinginliğin Gücü.

Yasemin Karakaya
Mindset ve ilişki koçu, kişisel gelişim uzmanı ve "Mindset Her Şeydir" kitabının yazarı. Girişimciler ve profesyoneller için dönüşüm koçluğu sunuyor.
Hakkımda


