Gelişim zihniyeti üzerine çalıştıkça zihnimde çok şey netleşiyor. Çocuklar risk almaktan çok korkuyor. Sadece zorlanan öğrenciler değil, yüksek başarı gösteren öğrenciler bile zorluklardan kaçabiliyor. Birçoğu hata yapmayı, başkalarının önünde yanlış cevap vermeyi veya bir konuda zorlandığını göstermeyi büyük bir tehdit olarak görüyor.
Peki neden?
Aslında pek çok çocuk için okul, öğrenmeden daha çok yargılandıkları bir yer gibi hissettiriyor. Notlar, sınavlar, performans değerlendirmeleri… Üstelik çoğu zaman bunlar başkalarının önünde gerçekleşiyor. Bazı ailelerde ise “mükemmellik beklentisi” farkında olmadan çocuğun üzerine ekstra yük bindiriyor.
Sonuç? Çocuklar risk almayı bırakıyor, hata yapmaktan kaçıyor, kolay yollara yöneliyor. Oysa hata öğrenme yolculuğunun bir parçası.
Peki hata neden bu kadar korkutuyor?
Okuduğum bir gelişim zihniyeti makalesinde geçen bir öğrenci örneği zihnime kazındı.
Altıncı sınıf öğrencisi bir çocuk, zor bir soruyu sınıfın önünde çözmesi istendiğinde şöyle demiş: “Sorunun kendisi zor olduğu için değil… Yanlış yapınca herkesin ‘Bilmiyor musun?’ demesinden korkuyorum. Yardım isteyince aptal gibi hissediyorum.”
Bu örnek bana şunu düşündürdü: Çocuk “problemden” değil, utançtan kaçıyor.
Bu duyguyu dile getiren sadece bu öğrenci değil. Benzer araştırmalarda yüzlerce çocuk aynı şeyi söylüyor. “Yanlış yaparsam dalga geçerler.” “Yardım istersem aptal görünürüm.” “Yanlış cevap verirsem herkes beni izler.”
Bu korkular öğrenme motivasyonunu doğrudan baltalıyor. İşte tam bu nedenle risk almaya izin veren bir kültür oluşturmak çok önemli.
Peki evde ve okulda risk toleranslı bir kültür nasıl inşa edilir?
Aşağıdaki dört başlık, hem bilimsel araştırmalarla hem gerçek sınıf deneyimleriyle desteklenen güçlü uygulamalardır.
1) Hataların öğrenme için ne kadar değerli olduğunu göstermek.
Her çocuk “hatalarım benim için öğrenme fırsatıdır” cümlesini duymuştur ama çok azı bunu gerçekten hisseder. Bu yüzden; hataları normalleştirin. “Bu hata neden oldu?” yerine, “Bu hatadan ne öğrendik?” diye sorun. Çocuklara zorluklarda hata yapmalarının beklenen bir şey olduğunu söyleyin. Evde veya sınıfta “haftanın en iyi hatası” gibi eğlenceli bir rutin oluşturun.
Bir öğretmenin masasında dev bir silgi olduğunu okumuştum: Üstünde “BÜYÜK hatalar için” yazıyormuş. Ne kadar basit ama güçlü bir mesaj!
2) Çocukları öğrenme süreçlerinde sorumluluk sahibi yapmak.
Başkaları tarafından değerlendirilmek risk almaktan kaçırır. Bu nedenle çocuğun odağını nottan, sonuçtan ve “ne diyecekler?”den çıkarmak gerekir.
Bunun yerine; kendi süreçlerini değerlendirmelerini isteyin. “Kaç aldın?” değil; “Neyi nasıl çalıştın?”, “Nerede takıldın?”, “Bir sonraki sefer neyi farklı yaparsın?” diye sorun. Öğrenme stratejileri üzerine düşünmelerini sağlayın.
Bu yaklaşım, çocuğu sonucu bekleyen biri olmaktan çıkarıp kendi gelişimini yöneten biri hâline getirir.
3) Çabaya, stratejiye ve gelişime odaklanan geri bildirim vermek.
Aşırı övgü (“Harikasın, mükemmelsin!”) kısa vadede iyi hissettirse de uzun vadede zararlıdır. Çünkü çocuk “benim hakkımdaki yargıya” odaklanır, süreç yerine sonuca bağlanır.
Gelişim odaklı geri bildirimde odak şu olur; çaba, süreç, strateji, sabır, zorlukla mücadele.
Örnek: “Bu problemde farklı yöntemler denemen çok iyi.” “Israr ettiğini fark ettim, bu harika.” “Çözüm bulmak için strateji değiştirmeyi düşünmen çok etkiliydi.”
Bu tür geri bildirimler, çocuğun gelişimi kontrol edebildiğini hissetmesini sağlar.
4) Akranlar arasında destekleyici bir kültür oluşturmak
Çocuğun gelişim zihniyeti, sadece yetişkinlerden değil, akranlarından da etkilenir. Hatta bazen akran baskısı çok daha güçlüdür.
Bu nedenle: Asla bir öğrenciyi veya çocuğu başkalarının önünde utandırmayın. Performans odaklı övgüleri (özellikle kamusal olanları) azaltın. Kabul, nezaket ve çaba sergileyen davranışları öne çıkarın. Empatiyi hem modelleyin hem teşvik edin. Çocukları birbirleriyle karşılaştırmayın.
“Ailenin akıllısı / sporcusu / çalışkanı” gibi etiketler kullanmayın çünkü etiketlenen çocuk kendini o alana hapseder. Diğerleri “nasıl olsa onun kadar iyi olamam” diye pes eder.
Destekleyici bir akran kültürü gelişimin önemli bir parçasıdır.
Sonuç olarak hatalar, öğrenmenin yakıtıdır.
Risk almaya izin veren bir kültür oluşturmak zaman ister. Bazı çocuklar başlangıçta direnebilir, özellikle kolay övgüye alışmışlarsa.
Ama sabırlı olursanız şunu görürsünüz: daha fazla inisiyatif, daha fazla çaba, daha fazla ısrar, daha fazla birbirini destekleme…
Bunlar gelişim zihniyetinin gerçek göstergeleridir.
Hata yapan çocuk başarısız değildir. Hata yapan çocuk öğreniyordur.
Yeni Yazılardan Haberdar Olun
Mindset ve kişisel gelişim üzerine haftalık içerikler
Bu yazıyı paylaşın
Uyku Kalitesi, Öğrenme ve Gelişim Zihniyeti Üzerindeki Gerçek Etki
Kadınları Sınırlayan Sistemik Sabit Zihniyeti Görmek ve Dönüştürmek.

Yasemin Karakaya
Mindset ve ilişki koçu, kişisel gelişim uzmanı ve "Mindset Her Şeydir" kitabının yazarı. Girişimciler ve profesyoneller için dönüşüm koçluğu sunuyor.
Hakkımda


