Sınıflarda (ve iş hayatında) çok sık şunu görüyorum: Hız, öğrenmenin önüne geçiyor.
İlk bitiren olmak. Hemen cevap vermek. Yanlış olsa bile “gösteriyor olmak”.
Oysa zorlayıcı ve kalıcı öğrenme, hızla değil derinlikle olur. Ve çoğu zaman hız ihtiyacı, farkında olmadan sabit zihniyetin bir maskesidir.
- “Çabuk bitirirsem akıllıyım.” “Yavaşlarsam yetersiz görünürüm.” “Zorlanıyorsam yanlış yoldayım.”
- Bu inançlar çocuklara da, yetişkinlere de tanıdık.
- Bazı okullar bunu anlatmak için çok yaratıcı bir yol seçiyor: Zihniyetleri karakterlere dönüştürmek.
Bir tarafta her şeyi yarış gibi gören, hızla ama yüzeysel ilerleyen bir karakter… Diğer tarafta ilk denemede olmazsa vazgeçen, kolay yolu seçen bir başka karakter…
Bu karakterler bize şunu görünür kılıyor: Sorun çocuklarda değil. Sorun, öğrenmeye bakışımızda.
Gerçek gelişim zihniyeti şunu öğretir: – Zorlanmak, yanlış yolda olmak değildir. – Yavaşlamak, geri kalmak değildir. – Kontrol etmek, yeniden denemek ve düşünmek öğrenmenin ta kendisidir.
Ve en önemlisi “Ben buradayım çünkü öğrenmek istiyorum.”
Bu dili sınıfta, ekipte, evde ne kadar görünür kılarsak; çocuklar (ve biz yetişkinler) o kadar cesur oluyor.
Benim için asıl soru şu: Biz neyi ödüllendiriyoruz?
Hızı mı? Yoksa süreci mi?
Yeni Yazılardan Haberdar Olun
Mindset ve kişisel gelişim üzerine haftalık içerikler
Bu yazıyı paylaşın
Gelişim Zihniyeti Bazen Bir Şarkıyla Başlar 🎶
Sporda Gelişim Zihniyeti: Kazanmak Değil, Nasıl Geliştiğimiz Belirleyici

Yasemin Karakaya
Mindset ve ilişki koçu, kişisel gelişim uzmanı ve "Mindset Her Şeydir" kitabının yazarı. Girişimciler ve profesyoneller için dönüşüm koçluğu sunuyor.
Hakkımda


