Bugün eşimle evde sakin bir pazar günü geçirirken, akşam yemeğinde bana beklenmedik bir soru sordu:
"Yasemin, çalışabileceğin onlarca farklı alan varken, neden özellikle mindset (zihniyet) üzerine yoğunlaşıyorsun?"
O an gözlerimin önüne bir sahne geldi. 10 yaşındaydım. Göğsümden aşağısı alçıdaydı ve aylardır dört duvar arasında yaşıyordum. Birileri su getirirse içebiliyor, yemek verirse yiyebiliyordum. Tuvalet ihtiyacımı bile başkaları karşılıyordu. Ne kadar utanç verici olduğunu bugün bile hatırlıyorum.
Ama tüm bu çaresizliğin içinde, ben hep o ilk adımı hayal ediyordum. Bir gün bu günler geçecek ve ben ayağa kalkacaktım. Tıpkı yürümeyi yeni öğrenen bir çocuk gibi. Hayalim basitti: Hastane odalarının dört duvarı arasında değil, yaşıtlarım gibi okul bahçesinde koşmak. Ve en önemlisi, yeniden özgür olmak.
Ve o gün geldi
Ve o gün geldi. Ağır aksak da olsa, korkarak da olsa, aylarca hayalini kurduğum o ilk adımı attım. Ancak kısa süre içinde acılar geri döndü. Yeniden doktorlar, ameliyatlar, yapılan değerlendirmeler… Yürümem için erken bir dönemdi ve bu yüzden kalçam tekrar çıktı. Her şey başa döndü. Yıllar süren ameliyatlar, ağrılar, uykusuz geceler… Çocukluğum ve gençliğim, hastane ile ev arasında geçti.
Yıllar sonra, 30 yaşımda merdivenlerden düştüm ve yine aynı süreç başladı. 42 gün hastanede kaldım. 2 yıl içinde 4 ameliyat geçirdim ve aylarca yatağa bağımlı yaşamak zorunda kaldım.
- Ama en çok da insanların söyledikleri içimi acıttı:
- "Evladım, sen normal biri misin ki böyle şeyler yapıyorsun?"
- "Bir kendine gel, sen kendini görmüyor musun?"
- "Hiç yapabilir misin bunu?"
- "Yazık, işte hevesleniyor…"
İnsanların bana çizdiği sınırlar, onların inandığı bir gerçeklikti. Ve eğer ben de onların inandıklarına inanırsam, asla bir adım ileriye gidemezdim. Bu yüzden onların inançlarını değil, kendi inancımı seçtim.
Bana "yapamazsın" diyenlere inanmayı bırakıp, kendi yapabileceklerime odaklandım.
Biliyorum, bazı şeyler gerçekten değişmez
Biliyorum, bazı şeyler gerçekten değişmez. Ama değişmeyeceği söylenen bazı şeylerin değişebileceğini de biliyorum. Çünkü inançlarımız, hayatımızı şekillendiren en güçlü şeydir. Eğer bir şeye inanmazsak, ona ulaşmak için çabalamayız. Ve çabalamazsak, asla başaramayız.
Carol Dweck’in Mindset kitabındaki Jimmy’nin hikayesi bana bunu gösterdi. Kendisine hep "aptal" olduğu söylenen bir çocuk, bir gün gelişim zihniyetini öğreniyor ve gözleri dolarak soruyor:
Yani aptal olmak zorunda değil miyim?
Ve o günden sonra çalışmaya başlıyor. Eskiden hiç önemsemediği ödevlerini yapıyor, geri bildirim almak için erkenden teslim ediyor. Çünkü artık biliyor ki: Sıkı çalışmak insanı aptal yapmaz, daha akıllı yapar.
Ben de Jimmy gibi hissettim bu kitabı okuduğumda. Ve "yapamazsın" diyenleri dinlememeyi, "henüz yapamıyorum" diyerek çaba göstermeyi öğrendim.
İşte bu yüzden mindset üzerine çalışıyorum. Çünkü inanıyorum ki, hayatımızı en çok değiştiren şey, ne yaşadığımız değil, neye inandığımızdır. Eğer yeni yürümeyi öğrenen bir çocuk gibi her düştüğümüzde yeniden kalkarsak, sonunda yürümeyi öğreniriz.
Ve belki bir gün, siz de tüm "yapamazsın" diyenlere rağmen, o ilk adımı atacaksınız.
Unutmayın, başka bir hayat mümkün.
Yeni Yazılardan Haberdar Olun
Mindset ve kişisel gelişim üzerine haftalık içerikler
Bu yazıyı paylaşın
Duygusal Çeviklik: Kırılganlığımızla Var Olmak
Shell'in Güvenlik Kültürünü Dönüştürme Hikâyesi:“Deha Kültürü”nden “Öğrenen Kültüre”

Yasemin Karakaya
Mindset ve ilişki koçu, kişisel gelişim uzmanı ve "Mindset Her Şeydir" kitabının yazarı. Girişimciler ve profesyoneller için dönüşüm koçluğu sunuyor.
Hakkımda


