İş dünyasında genellikle iki uç arasında gidip geliriz: Ya yaşadığımız stres ve hayal kırıklığını bastırırız (profesyonellik maskesi altında duyguları yok saymak) ya da bu baskı altında harekete dökerek (fevri kararlar, suçlayıcı e-postalar) çevremize yansıtırız.
Peki, bu iki yıkıcı döngüden çıkmanın, daha bilinçli ve yapıcı bir yol bulmanın bir yolu var mı?
Jack KORNFIELD "Şefkatiniz kendinizi içermiyorsa, eksiktir." der. Bu felsefe, kendimizle kurduğumuz ilişkinin, başkalarıyla kurduğumuz ilişkilerin temelini oluşturduğunu vurgular.
Tepki Vermeden Önce "Boşluk" Yaratmak
Bir kriz anında, zorlu bir proje karşısında ya da olumsuz bir geri bildirim aldığımızda beynimiz otomatik olarak "savaş, kaç veya don" tepkisine geçer. Bu, insanlık olarak hayatta kalma mekanizmamızdır. Ancak, modern iş dünyasında bu tepkiler genellikle yapıcı olmaktan uzaktır.
İşte tam da bu noktada öz-empati devreye girer. Öz-empati, bu uyaran ile vereceğimiz tepki arasına bilinçli bir mesafe koymaktır. Bu mesafe, ani ve kontrolsüz bir "reaksiyon" yerine, daha dengeli ve stratejik bir "yanıt" seçmemizi sağlar. Kendimize dönüp iç sesimizi dinlediğimizde, aceleci kararlar almaktan veya pişman olacağımız sözler sarf etmekten kaçınırız.
Üç Yanıltıcı Yol: Bastırma, Boğulma, Harekete Dökme
İş hayatındaki stresle başa çıkarken sıklıkla düştüğümüz üç tuzak vardır:
- Bastırma: "Önemli değil, bunu dert etmemeliyim, devam etmeliyim" diyerek duyguları halı altına süpürmek. Bu durum, anlık rahatlama sağlasa da, uzun vadede tükenmişliğe (burnout), motivasyon kaybına ve kronik strese yol açar. Bastırılan duygular kaybolmaz, sadece yüzeyin altında birikir.
- Harekete Dökme: Duyguyu olduğu gibi, filtrelenmemiş bir şekilde dışarı kusmak. Bu; suçlayıcı bir dil kullanmaya, fevri e-postalar göndermeye veya karşılıklı bağımlılık (interdependence) bilincini kaybederek ekip içinde köprüleri yakmaya neden olabilir. Bu tür tepkiler, ilişkileri zedeler ve güveni sarsar.
- Boğulma: Sorunların içinde kaybolup mağdur psikolojisine hapsolmak. "Benim başıma neden hep bunlar geliyor?", "Hiçbir şey değişmeyecek" gibi düşüncelerle çözüm yerine sürekli eksik olana, karşılanmayan ihtiyaçlara odaklanmak. Bu durum, pasifliğe ve inisiyatif alamamaya yol açar.
Öz-Empati Bir "Lüks" Değildir, Stratejik Bir Beceridir
Öz-empati kurmak, sadece kendimizi iyi hissetmekle ilgili değildir; bu, bir stratejik öz-düzenleme becerisidir. Kendi iç dünyamızı, duygularımızı ve altında yatan ihtiyaçlarımızı (güvenlik, değer görmek, netlik, katkı sağlama) net bir şekilde tanımlayabildiğimizde, bu anlayışı başkalarına da yansıtabiliriz.
Neden mi? Çünkü kendi ihtiyaçlarımızı anlayıp onlara şefkatle yaklaştığımızda, başkalarının da benzer ihtiyaçlara sahip olduğunu ve onların tepkilerinin de bu ihtiyaçlardan kaynaklandığını fark etmeye başlarız. Bu içgörü, çatışmaları yönetme, daha etkili iletişim kurma ve daha sağlam ilişkiler inşa etme kapasitemizi artırır.
Pratik Bir Adım: "Öz-Şefkat Molası"
Yoğun bir stres veya duygusal tetiklenme anında şu üç adımı denemek, işleyişi değiştirebilir ve anında denge sağlamanıza yardımcı olabilir:
- Fark et: "Şu an zorlanıyorum ve bu bir acı/stres anı." (Duyguyu etiketlemeden sadece kabul et)
- Normalleştir: "Stres yaşamak iş hayatının ve insan olmanın bir parçası, yalnız değilim." (Deneyiminizi evrenselleştirin)
- İhtiyacı Belirle: "Şu an sakinleşmeye mi, anlaşılmaya mı yoksa destek almaya mı ihtiyacım var?" (Duygunun altındaki temel ihtiyacı anlamaya çalışın)
Bu kısa mola, duygusal enerjinin akmasına izin verirken, bilinçli bir seçim yapmanız için size gerekli alanı sunar.
Kendi içimizdeki "karşılanmamış ihtiyaçları" birer değerli veri olarak okumayı öğrendiğimizde, liderlik tarzımız savunmacı ve reaktif bir halden, kapsayıcı ve proaktif bir hale dönüşür. Unutmayın; psikolog Rick Hanson'ın da belirttiği gibi, beynimiz olumsuzu bir "cırt cırtlı bant" gibi tutmaya meyillidir, olumluya karşı ise "teflon" gibidir.
Öz-empati pratiği, bu dengeyi olumluya ve yapıcı ricalara çevirmemize yardımcı olur. Kendinize karşı gösterdiğiniz şefkat ve anlayış, sadece sizin değil, ekibinizin ve tüm organizasyonunuzun da daha sağlıklı ve üretken olmasına katkıda bulunacaktır.
Bugün, o "boşlukta" durmaya ve kendinizle şefkatle bağ kurmaya ne dersiniz?
#MindsetHerSeydir #LiderlikteMindset #DuygusalZeka #ÖzEmpati #Şiddetsizİletişim
Kaynak: Heart Of Nonviolent Communication
Yeni Yazılardan Haberdar Olun
Mindset ve kişisel gelişim üzerine haftalık içerikler
Bu yazıyı paylaşın
Yetenek mi? Hayır. Tutarlılık.
İş Hayatında ve Özel Yaşamda Görünmez Pranga: İtaat mi, Öz-Disiplin mi?

Yasemin Karakaya
Mindset ve ilişki koçu, kişisel gelişim uzmanı ve "Mindset Her Şeydir" kitabının yazarı. Girişimciler ve profesyoneller için dönüşüm koçluğu sunuyor.
Hakkımda


