Topluluk önünde konuşmak uzun yıllardır insanların en yaygın korkularından biri. Araştırmalar, bu korkunun çoğu zaman ölüm, yükseklik ya da örümceklerden bile daha yoğun yaşandığını gösteriyor. Oysa iletişim kurmak, işbirliği yapmak, fikirlerini paylaşmak herkesin günlük yaşamında ihtiyaç duyduğu bir beceri.
Ben de hayatımda bununla ilgili önemli bir kırılma yaşadım.
ABD’ye taşındığımda, bambaşka bir kültüre ve düzene uyum sağlama süreci beni düşündüğümden daha fazla yordu. O kadar ki, tam iki yıl boyunca eğitimlerime ve konuşmalarıma ara verdim. Bu ara sadece fiziksel değil, zihinsel bir uzaklaşmaydı.
Ama içimde hep bir yerde bilginin, paylaşmanın, öğretmenin eksikliği vardı. O iki yıl bana çok şey öğretti ama aynı zamanda beni “yeniden başlama” eşiğine getirdi.
Eğitimlere geri dönme kararı aldığım dönemde Matt Abrahams’ın Speaking Up Without Freaking Out kitabıyla karşılaştım. Bu kitabın bana kazandırdığı en önemli şey şu oldu:
Konuşma kaygısı bir problem değil; yönetilebilir bir süreçtir.
Kitap, üç temel zihinsel dönüşüm öneriyor:
Kaygıyı düşman olarak görmek yerine kabul etmek.
Bedenin uyarı sinyallerini “yanlış bir şey var” diye yorumlamak yerine, “Bu normal. Önem verdiğim bir şey yapıyorum.” demek.
Sunumu bir performans gibi değil, sohbet gibi görmek.
Bu yaklaşım benim eğitimlere dönüşümün anahtarı oldu. Katılımcılara konuşma değil, onlarla konuşma fikri zihnimi rahatlattı.
Sahneyi tehdit değil, fırsat alanı olarak görmek.
Bir sunum, bir bilgi testinden çok daha fazlasıdır. Bir kişiye dokunmak, bir fikri büyütmek, bir zihniyeti dönüştürmek için bir fırsat.
Yaklaşık iki yıl sonra ilk eğitimime çıktığımda içimde yoğun bir heyecan vardı. Ama bu kez kitaptan öğrendiğim mindset yaklaşımını denedim:
- Sahnede değil, bir masanın etrafında sohbet ediyormuşum gibi konuştum.
- Katılımcıları “dinleyici” değil “ortak” olarak gördüm.
- Kaygımın beni engellemesine izin vermedim; aksine onun varlığını normal kabul ettim.
Sonuç şaşırtıcı derecede güçlüydü. Daha sıcak, daha doğal, daha akışta ve daha samimi bir etkileşim ortamı oluştu.
Bu süreç bana tekrar şunu hatırlattı:
- Kaygı bir kusur değil, önem verdiğimizin işaretidir.
- Duraklamalar gelişimin düşmanı değil, parçasıdır.
- Yetenek değil, yaklaşım şekli belirleyicidir.
- Growth mindset, yalnızca öğrenmede değil, iletişimde de devrim yaratır.
Bugün topluluk önünde konuşurken artık kendimi “performans sergileyen biri” gibi değil, düşünceyi paylaşan, bağlantı kuran, dönüştüren biri gibi hissediyorum.
Ve her defasında aynı farkındalık geri geliyor:
Kimse hazır hissettiği için başlamıyor. Başladıkça hazır hissediyor.
Sevygiyle,
#MindsetHerSeydir #publicspeaking. #communicationskills #leadershipdevelopment #mindsetcoach
Yeni Yazılardan Haberdar Olun
Mindset ve kişisel gelişim üzerine haftalık içerikler
Bu yazıyı paylaşın
Zorbalığı Azaltmanın En Güçlü Yolu: Kişilikte Gelişim Zihniyeti Kültürü.
Epigenetik ve Gelişim Zihniyeti: Gerçekte Ne Kadar Değişebiliriz?

Yasemin Karakaya
Mindset ve ilişki koçu, kişisel gelişim uzmanı ve "Mindset Her Şeydir" kitabının yazarı. Girişimciler ve profesyoneller için dönüşüm koçluğu sunuyor.
Hakkımda


