Dante, İlahi Komedya’da cehennemin en dibine ulaştığında beklediği şey ateş değildir.
Buzdur.
Cehennemin merkezi donmuştur. Hareket yoktur. Hayat yoktur. Sadece ihanet vardır.
Bu detay çoğu zaman gözden kaçar. Oysa insan psikolojisi için son derece öğreticidir. Çünkü en derin acılarımız da ateş gibi yanmaz. Donar.
Yalanın Soğukluğu
Yalan genellikle küçük başlar. “İyiyim.” “Bir sorun yok.” “Bunu dert etmiyorum.”
Ama her yalan, bir sonrakini çağırır. Ve bir noktadan sonra yalan söylemek yalnızca gerçeği saklamak değil, kendimizi dondurmak olur.
Duygularla temas kesilir. İlişkiler yüzeyselleşir. İnsan, kendi hayatının seyircisine dönüşür.
Dante’nin buz gölündeki figürler gibi: Her şeyi görürüz ama dokunamayız. Hissederiz ama hissedemeyiz.
Görünmez İhanet: Gri Yalanlar
Bazen yalanı biz söylemeyiz, söylenmesine izin veririz. Buna "gri yalanlar" diyoruz.
Bir başkasının bize, bizim asla ona yapmayacağımız şekilde davranmasına göz yummak... Maruz kaldığımız haksızlığa sessiz kalmak, bütünlüğümüzü en az yalan söylemek kadar bozar.
Eğer sana yapılanı başkasına yapmaya vicdanın elvermiyorsa, o davranışa katlanmak da kendine bir ihanettir. Sessizlik, bazen en soğuk yalandır.
En Derin İhanet: Kendimize Yaptığımız
Neredeyse her derin kendine ihanetin kökü çocukluktadır. Korktuğu hâlde “uyumlu” olan çocuk, Üzüldüğü hâlde gülümseyen çocuk, İncindiği hâlde “abartıyorum” diyen çocuk…
O çocuk hayatta kalmak için kendinden vazgeçer. Ve bunu başka seçeneği olmadığı için yapar.
Ama yıllar sonra, yetişkin bedenlerimizde hâlâ o kararın bedelini öderiz. En zor yalan şudur: “Benimle ilgili bir sorun var.”
Psikolojide buna “adil dünya varsayımı” denir. Çocuk, dünyanın güvenli olduğuna inanmak için suçu kendine yükler. Ve o yalan donar. Bilinçdışında. Bedende. Hayatta.
Cehennemin Merkezi ve Dönüş Noktası
Dante’nin hikâyesinde olağanüstü bir an vardır. Vergilius, Dante’yi Lucifer’in bedeninden geçirir. Aşağı inmeye devam ederken, bir anda yukarı çıkmaya başlar.
Yön değişmez. Ama anlam değişir.
İnsanın iç dünyasında da böyledir. Acının gerçeğine yeterince derin indiğimizde, kaçmadan, düzeltmeden, süsleyip rasyonelleştirmeden baktığımızda… bir noktada iniş durur. Ve çıkış başlar.
Çekirdek Yalan
Yüzlerce hikâyeyle görülen ortak nokta şudur: En derindeki yalan genellikle tek bir cümledir: “Ben sevilmiyorum.”
Bazen şu şekillerde çıkar karşımıza: “Ben kusurluyum.” “Kimseye ait değilim.” “Görülmeye layık değilim.”
İnsan için en dayanılmaz korku yalnızlıktır. Ve bu korku, bizi yalanlara bağlayan zincirdir.
Gerçekle Temas: Şok ve Özgürlük
Gerçek her zaman yumuşak gelmez. Bazen korkutur, bazen ilişkileri sarsar.
Ama şunu söylemek zorundayım: Kendinle tam dürüstlüğün —hem söylediklerin hem de katlandıkların konusunda— getirdiği rahatlamayı başka hiçbir şey vermez.
Dış dünyada hiçbir şey değişmeden, içeride bir ferahlık başlar. Cehennemden çıkış da böyledir zaten. Sessizdir. Ama gerçektir.
Bu yazıyı okuyan herkes için şunu söylemek isterim:
Yeterlisin. Değerlisin. Ait olmadığın hiçbir yer yok.
Bu bir motivasyon cümlesi değil. Bu, gerçeğin kendisi. Ve bu bilgi, kendi iç cehenneminin merkezinin hemen ötesinde seni bekliyor.
Dante’nin dediği gibi: “Ve böylece çıktık dışarı ve yıldızları yeniden gördük.”
Sevgiyle,
#MindsetHerSeydir
Kaynak:Martha Beck’in "The Way of Integrity" kitabindan ilhamla
Yeni Yazılardan Haberdar Olun
Mindset ve kişisel gelişim üzerine haftalık içerikler
Bu yazıyı paylaşın
Haklı Olmanın Sessiz Bedeli
Gerçekten Doğruyu Söyleseydin Ne Olurdu?

Yasemin Karakaya
Mindset ve ilişki koçu, kişisel gelişim uzmanı ve "Mindset Her Şeydir" kitabının yazarı. Girişimciler ve profesyoneller için dönüşüm koçluğu sunuyor.
Hakkımda


