Adalet arayışı ne zaman bir savaşa dönüşür? Dünyadaki haksızlıklara karşı durma isteği, ne ara zihnimizi daraltıp sesimizi sertleştirir? Fark etmeden, bütün olmaktansa sadece "haklı" olmayı seçtiğimiz o eşiği nasıl geçeriz?
Öfke, doğru kullanıldığında değişimin yakıtıdır. Sorun öfkenin kendisi değil; öfkenin o sinsi "haklılık sarhoşluğuna" dönüşmesidir. Haklılık zihni, tehlikeli bir vaatte bulunur: “Beni rahatsız eden her şeyi, karşımdakini yok ederek çözebilirim.”
Bu düşünce ilk anda bir netlik ve güç verir. Ancak bedenine kulak verirsen bambaşka bir hikaye anlatır: Omuzlar gerilir, nefes kısalır, zihin bir dövüş kafesine hapsolur. Bu haldeyken sormak zordur: Bu gerginlikten gerçekten adalet ya da iyileşme çıkabilir mi? Haklılık zihni onarmaz; yalnızca saldırır.
İnce Ama Hayati Bir Ayrım
Sağlıklı bir muhakeme ile "doğruluk hatası" arasında keskin bir fark vardır. Sağlıklı öfke ayırt eder; haklılık ise hüküm verir. Biri yeni bilgiye ve gri alanlara açıktır; diğeri dünyayı siyah-beyaza boyayıp bilgiden kaçar. En önemlisi; sağlıklı öfke adaleti sağladığında sakinleşir, haklılık ise saldırdıkça beslenip büyür.
Peki, haklılık neden bu kadar caziptir? Çünkü birine saldırmak, kısa vadede içimizdeki acıyı uyuşturur. Yasla yüzleşmekten, yalnızlığı hissetmekten ya da o derin korkuyla temas etmekten daha kolaydır. Ego için güçlü bir ağrı kesicidir bu. Ama bedeli ağırdır: İlişkiler çürür, zihin katılaşır ve o çok arzulanan iç barış toz olup uçar.
Bütünlüğe Açılan Kapı: Değerler
Şiddetten çıkış yolu susmak ya da boyun eğmek değildir. Çıkış yolu, odağı düşmandan çekip kendi bütünlüğüne çevirmektir. Bütünlük şu soruyu sorar: “Ben şu an kim olmak istiyorum?”
Bir "canavara" dönüşmeden adaleti savunmanın yolu, enerjiyi yıkımdan yaratıcılığa kaydırmaktır. Birine saldırmak yerine, savunduğun değeri somut bir eyleme dönüştürmek... Şefkatle öğretmek, cesaretle sevmek veya dürüstçe sınır çizmek.
Yaratıcı bir adım attığın an, o şiddet döngüsünün alanından çıkarsın. Artık olan bitene karşı sadece tepki veren biri değil, sürekli yaratıcı bir yanıt veren bir özneye dönüşürsün.
Haklılık, geçici bir güç hissi verir; ancak bütünlük, insanı gerçekten özgürleştirir. Adalet için ayağa kalkmak hayatidir, ama bunu hangi zihinden yaptığımız dünyadaki her şeyi değiştirir.
Belki bugün kendimize şu soruyu sormanın vaktidir: “Şu anda haklı mı olmak istiyorum, yoksa bütün mü?” Bazen dünyayı değiştiren ilk adım, bu seçimi yapmaktır.
#MindsetHerSeydir
Kaynak: Martha Beck’in "The Way of Integrity" (Bütünlük Yolu) kitabından ilhamla.
Yeni Yazılardan Haberdar Olun
Mindset ve kişisel gelişim üzerine haftalık içerikler
Bu yazıyı paylaşın
Masum Hatalar ve Kendimizi Sabote Ettiğimiz Anlar
Cehennemin Merkezi: Kendine İhanetin Bittiği Yer

Yasemin Karakaya
Mindset ve ilişki koçu, kişisel gelişim uzmanı ve "Mindset Her Şeydir" kitabının yazarı. Girişimciler ve profesyoneller için dönüşüm koçluğu sunuyor.
Hakkımda


