Son yıllarda özellikle psikoloji, nörobilim ve davranış bilimi alanlarında, travma ve olumsuz yaşam deneyimlerinin insan üzerindeki etkileri konusunda çok değerli araştırmalar yapılıyor.
Ben bu çalışmaları uzun zamandır ilgiyle takip eden biri olarak, dikkatimi en çok çeken noktanın şu oldu. Yaşadığımız olay değil, o olayı nasıl yorumladığımız geleceğimizi belirliyor. (Mindset çalıșmamın asıl nedeni)
Bu, hem bireysel gelişimde hem kariyerde hem de yetişkinlik dönemindeki duygusal dayanıklılıkta büyük bir kırılma noktası.
Bu yüzden bugün travmayı terapi perspektifinden değil, zihniyet (mindset) ve dayanıklılık açısından ele almak istiyorum. Çünkü travma sadece çocukların, ailelerin ya da eğitim dünyasının konusu değil; hepimizin hayatının bir yerinde karşımıza çıkıyor.
Olumsuz Deneyimler Neden Bazılarında Yıkıma, Bazılarında Güce Dönüşüyor?
Araştırmalar şunu gösteriyor ki hepimiz hayatımız boyunca çeşitli olumsuz deneyimler (kayıp, belirsizlik, başarısızlık, yetersizlik hissi, ekonomik zorluklar, ilişkisel kırılmalar…) yaşıyoruz. Fakat bu deneyimler herkesi aynı şekilde etkilemiyor. Aynı olay bazı insanları çökertebilirken, bazılarını daha güçlü bir noktaya taşıyabiliyor.
Columbia Üniversitesi’nden George Bonanno bu durumu şöyle özetliyor: “Bir olay ancak onu travmatik olarak yorumladığımızda travmatik olur.” Bu bakış açısı, travmanın psikolojik etkisinin algıyla şekillendiğini gösteriyor.
Anlayacağınız olayın kendisi değil, olayı nasıl anlattığımız belirleyici. Pozitif psikolojinin kurucularından Martin Seligman’ın yıllar süren araştırmalarında bulduğu şey de benzer. Bir insanın olumsuz deneyimleri nasıl anlamlandırdığı, onun; dayanıklılığını, iyileşme hızını, performansını, özgüvenini doğrudan etkiliyor.
Seligman’ın modeli 3 temel dönüşüme dayanıyor. Kalıcılık, Kapsayıcılık ve Kișiselleştirme.
Sabit Zihniyet Yorumu : “Bu benim hatam.” “Bu hep böyle olacak.” “Bu durum beni tanımlıyor.”
Büyüme Zihniyeti Yorumu: Dışsal: “Her olay benim kontrolümde değil.” Geçici: “Bu durum kalıcı değil.” Özel: “Bu olay tüm hayatımı temsil etmiyor.” Bu dönüşüm, travma sonrası daha güçlü bir benlik inşa etmenin kritik bir adımıdır.
Olumsuz Deneyim ≠ Kötü Sonuç
Birçok insan zorluk yaşadığında otomatik olarak “Ben bittim.” düşüncesine kapılır.
Oysa araştırmalar şunu gösteriyor: Travma yaşamak, kalıcı yara almak anlamına gelmez. Zorluklar çoğu zaman geçici depresyon/kaygı dönemleriyle başlar ve “travma sonrası büyüme” ile biter. Yani travma, doğru zihniyetle ele alındığında gelişime dönüşebilir. Travmayı büyümeye dönüştüren anahtar ise zihniyet.
Travma sonrası dayanıklılığı belirleyen iki ana faktör vardır:
- Kontrol algısı : “Hayatımın bazı bölümlerini değiştirebilirim” düşüncesi. Bu düşünce tekrar kazanıldığında iyileşme başlar.
- Destekleyici ilişkiler: Bu yetişkinlikte de geçerli. Kendimizi güvende hissettiğimiz bağlar, psikolojik toparlanmayı hızlandırır.
Fakat bunların ötesinde, araştırmaların sürekli işaret ettiği ortak nokta: Zihniyet, travmanın etkisini yeniden çerçevelememizi sağlar.
Büyüme zihniyeti olan insanlar; olayı kalıcı değil geçici görür, tüm hayatlarına yaymaz, bu olayın kim olduklarını tanımlamadığını bilir, olayla baş edebilmek için yeni stratejiler geliştirir ve bu, yetişkinlikte de geçerlidir.
Peki Yetişkinler Olarak Biz Ne Yapabiliriz?
Ben bu alanda çalışan biri değilim; ancak araştırmaları okuyarak gördüğüm net bir gerçek var. Yaşadığımız zorlukların etkisini değiştiremeyebiliriz, ama bu zorlukları nasıl anlamlandırdığımızı değiştirebiliriz.
Bu fark, yetişkinlikte; toparlanma kapasitesini, motivasyonu, öz yeterliliği, iş performansını, ilişkileri, kendimizle kurduğumuz bağı doğrudan etkiliyor. Kısacası, travmadan kaçınmak mümkün olmayabilir. Ama travmanın hayatımızdaki anlamını dönüştürmek mümkündür.
Sonuç olarak gelișim zihniyeti sadece “başarı” için değil; iyileşme için de gereklidir.
Türkiye’de çoğumuz, hayatımız boyunca farklı zorluklardan geçiyoruz. Ekonomik belirsizlikler, aile baskıları, toplumsal beklentiler, kayıplar, hayal kırıklıkları…Bu nedenle şu gerçeği unutmamak çok önemli, Travma, kader değildir. Yaşadığımız olay değil, o olayı nasıl anlamlandırdığımız bizi belirler. Zihniyet, sadece gelişimin değil; iyileşmenin de anahtarıdır.
Ve belki de en önemlisi insanın içindeki dayanıklılık, sandığımızdan çok daha güçlüdür.
#MindsetHerSeydir #resilience #growthmindset #mentalhealth #mindsetcoach
Kaynaklar: https://www.tc.columbia.edu/ltelab/ https://www.newyorker.com/science/maria-konnikova/the-secret-formula-for-resiliencehttps://ppc.sas.upenn.edu/people/martin-ep-seligman https://ppc.sas.upenn.edu/services/penn-resilience-training https://www.authentichappiness.sas.upenn.edu/resourceshttps://studentexperiencenetwork.org/ https://studentexperiencenetwork.org/research_library/growth-mindset-tempers-effects-poverty-academic-achievement/ https://studentexperiencenetwork.org/research_library/improve-adolescent-stress-responses-insights-integration-implicit-theories-biopsychosocial-models/
Yeni Yazılardan Haberdar Olun
Mindset ve kişisel gelişim üzerine haftalık içerikler
Bu yazıyı paylaşın
Deneyim mi Uzmanlık mı? Neden Bazıları Yıllarca Çalışsa da Gelişmez?
İnsan İlişkilerinin Görünmeyen Gücü: Sabit Zihniyet mi, Gelişim Zihniyeti mi?

Yasemin Karakaya
Mindset ve ilişki koçu, kişisel gelişim uzmanı ve "Mindset Her Şeydir" kitabının yazarı. Girişimciler ve profesyoneller için dönüşüm koçluğu sunuyor.
Hakkımda


